X KAPAT
X KAPAT

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

    

İda Dağı’nın (Kaz Dağı) güney eteğinde, Edremit Körfezi’nin kuzey kıyısında, Altınoluk sınırlarıiçerisinde antik bir şehir olan Antandros için antik yazar Strabon, Antandros, üst kısmında Aleksandreia adı verilen bir dağa sahiptir ve bu tanrıçalar, Paris tarafından seçilmek için gelmişlerdir diyerek, Hera, Athena ve Aphrodite arasındaki güzellik yarışması mitosuna Antandros’un ev sahipliği yaptığını vurgulamıştır. Troas bölgesinde yer alan bu önemli kentin ilk kuruluş evresi hakkında antik kaynaklar farklı bilgiler vermektedir. Alkaios’a göre bir Leleg yerleşimi; Skepsisli Demetrios’a göre bir Kilikia kuruluşu; tarihin babası olarak kabul edilen Herodotos’a göre bir Pelasg yerleşmesi; Thukydides’e göre bir Aiol yerleşimidir. Stephanos Byzantios ise Antandros şehrinin, Edonis ve Kimmeris gibi yan adlara sahip olduğunu ve Antandros’un yüz yıl kadar Kimmerler tarafından işgal edildiğini öne sürer. Antik kaynaklardan Virgilius’un günümüze kadar ulaşmış olan Aeneas kitabından elde edilen bilgilerden Antandros kentinin, gemi yapımında kullanılan kerestelerinin şöhretinin ünlü Troia Savaşı’na kadar eskiye gittiği görülür. İda Dağı’ndan elde edilen keresteler nedeniyle antik dönemde önemli bir tersane olan Antandros, bu özelliği ile tarih boyunca dikkatleri üzerine çekmiş, hasımlarının iştahını kabartmıştır. 

                                                                     

     Kuruluşu konusunda henüz çelişkili bilgilerin bulunduğu Antandros’daki Kimmer işgaline, M.Ö. 570’li yıllarda Lydia Kralı Alyattes’in oğlu Kroisos son vermiştir. M.Ö. 508 civarında Pers Kralı Dareios’un komutanlarından Otanes tarafından ele geçirilmesinin ardından, tüm Anadolu gibi, Antandros’da Pers buyruğuna girmiştir. Attika-Delos Deniz Birliği’nin bir üyesi olan Antandros, İda Dağı’ndan kesilen keresteler üzerindeki hakimiyetinden dolayı, M.Ö. 5. yüzyılın son üçlüğünde meydana gelen Peloponnesos Savaşları’nda da stratejik bir yer olma özelliğini korumuştur. Daskyleion Satrabı Pharnabazos, yandaşları olan Syrakuzalı Mindaros’un, Atinalılar tarafından Kyzikos’da donanmalarının yakılması sonucunda, yeni donanma yaptırmaları için onları Antandros’a göndermiştir. Denizcilik açısından sahip olduğu bu üstünlükten dolayı şehir hakimiyeti, Peloponnesos Savaşları sırasında oldukça sık el değiştirmiştir. Antandros’un karşısında yer alan Lesbos adasındaki Mytilene şehrinin Atinalılar tarafından ele geçirilmesinin ardından, Lesboslu sürgünler, uzun zamandır göz koydukları Antandros’u ele geçirmişlerdir. Böyle önemli bir şehrin düşman elinde olmasının tehlikesini fark eden Atinalılar, kısa süre sonra şehrin hakimiyetini yenidenelde etmişlerdir.


 

Perslerin, Büyük İskender tarafından Anadolu’dan sürülmesi sonucunda Antandros, M.Ö. 4. yüzyılın ikinci yarısında özgür bir şehir olarak sikke basmıştır. Hellenistik dönemde Pergamon Krallığı toprakları içerisindeki Antandros, daha sonra tüm Anadolu gibi Roma egemenliğine girmiş, Hıristiyanlık döneminde bir Piskoposluk merkezine dönüşmüştür. 



     Antik dönemde önemli bir konuma sahip olan Antandros antik kentinin saptanmasına ilişkin araştırmalar, 19. yüzyılın ortalarında bölgeye yapılan geziler sırasında ilk meyvesini verir. Avcılar köyü camisinin duvarında Antandros isminin geçtiği bir yazıtın bulunması şehrin yerinin saptanmasına olanak tanır. Bugün Kaletaşı tepesi olarak bilinen, denize dik inen 215 rakımlı tepenin Antandros şehrine ev sahipliği yaptığı belirlenir. 


     Antandros yerleşmesinin bulunduğu Kaletaşı tepesinin batısında uzanan sahil şeridinin imara  açılması ile 1989 yılında başlanan yapılanma çalışmalarında, bazı mezarlara rastlanmış ve bunun sonucunda 1991-1995 yılları arasında müze kurtarma kazıları yapılmıştır. Yapılan çalışmalar ışığında, bu alanın M.Ö. 7. yüzyıldan M.Ö. 2. yüzyıla kadar nekropol alanı olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Ne yazık ki Antandros nekropolünün büyük bir bölümü bugün bu yapılanma sonucunda tahrip olmuş veya, bu yapılanmanın altında kalmıştır. 


     2000 yılında Antandros Antik Kentini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği ve Altınoluk Belediyesi’nin maddi katkı ve destekleri ile, bölgede gerçekleştirilen yüzey araştırmaları sonucunda tespit edilen kaçak kazı çukurlarının fazlalığı, Antandros antik kentinin talan edilmekte olduğunu belgelemiştir. Talanın belgelenmesinin ardından bu konuda hassasiyet gösteren Altınoluk Belediyesinin katkıları ve Akbank’ın ana sponsorluğu ile 2001 yılında, antik kaynaklarda Kimmerlerin yerleştikleri tek merkez olarak gösterilen Antandros antik kenti kazıları başlamıştır. Balıkesir Müzesi Başkanlığı ve Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünü öğretim üyelerinden Yrd.Doç.Dr. Gürcan Polat’ın bilimsel danışmanlığındaki bir ekip tarafından gerçekleştirilen kazı çalışmaları sonucunda, Kaletaşı tepesinin güneybatı yamacında Geç Roma dönemine ait bir zengin evi ortaya çıkarılmaya başlanmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda bu eve ait yedi oda gün ışığına çıkarılmıştır. Ortaya çıkarılan bu odalardan üç tanesinin ve bu odaların açıldığı 33 metre uzunluğundaki koridorun tabanının mozaik döşemeye, iki odanın da duvarlarının duvar resimlerine sahip olduğu saptanmıştır. Ana odalardan birisinin de hem duvarlarının hem de tabanının mermer kaplama ile döşendiği belirlenmiştir. Bu ev kompleksine ait tuvalet de açığa çıkarılmıştır. Tuvalet, 1.20 metre yüksekliğindeki bir ana kanalizasyon hattı üzerine yerleştirilmiştir. Ana kanalizasyon hattının bu kadar büyük tutulması, gün ışığına çıkarılan evin bu alanda tek olmadığını, bu bölgenin şehrin ileri gelenleri tarafından oturulan bir mahalle olması gerektiğini ortaya koymuştur. Kaldı ki yapılan son çalışmalarda bir alt terasta bulunan yapıların üst duvarları belirmeye başlamıştır. Bu alanda yapılan çalışmalar, duvar resimleri, taban mozaikleri ile oldukça görkemli bir turizm potansiyeline sahip olacak geç Roma dönemine ait kalıntıları Türkiye turizmine kazandıracaktır. Bu yönde restorasyon ve konservasyon çalışmalarına ağırlık verilerek, 2003 kazı sezonuyla birlikte başlayan restorasyon ve konservasyon çalışmalarına ara verilmeksizin kış aylarında da devam edilme kararı alınmıştır. 


     Edremit-Çanakkale karayolunun hemen kuzeyindeki kazı çalışmalarında Antandros antik kentinin kuruluş aşamasına ait M.Ö. 8. yüzyıl seramiklerinin ele geçtiği tabakalara ulaşılmıştır. Bu tabakalarda yoğun gri tek renkli seramiklerin varlığı, kentin kuruluş aşamasında Aiollerin önemli bir yere sahip olduğu görüşüne ağırlık kazandırmaya başlamıştır. Sürdürülen kazı çalışmalarında M.Ö. erken 6 yüzyıla ait bir ev ortaya çıkarılmaya başlanmıştır. Büyük bir yangın sonrasında terk edildiği anlaşılan evin işlik bölümünde taban üzerinde oldukça çok sayıda günlük kullanım kapları, kandiller ve dokuma tezgah ağırlıklarına rastlanmıştır. Gerek yangının büyüklüğü ve gerekse de taban üzerinden ele geçen malzemelerin M.Ö. erken 6. yüzyıla ait olması bu yangının olasılıkla, Kimmerleri Antandros’dan atmak için Lydia Kralı Alyattes’in oğlu Kroisos tarafından Antandros’a gerçekleştirilen sefere ait olduğunu düşündürmektedir. Bu alandaki çalışmalar, henüz çok az sayıda arkeolojik kazıya sahip Troas bölgesinin tarihindeki karanlık noktaları aydınlatacak nitelikte görülmektedir. 


     Antandros kazı çalışmalarının yürütüldüğü bir diğer çalışma alanı, ne yazık ki bugün konutların arasındaki boş alanlarda gerçekleştirilen mezarlık kazısıdır. Antandros yerleşim alanının batısında yer alan mezarlık alanı, kıyı ile kıyıya paralel uzanan tepe arasındaki yaklaşık 50 metre genişliğindeki, ince uzun kıyı şeridine konumlanmıştır. 1989-1995 yılları arasında Bursa Müze Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen Kurtarma Kazılarından elde edilen bilgiler ışığında, mezarlığın daha zengin buluntular içeren batı bölümü tamamen tahrip olmuş veya yapılan konutların altında kalmıştır. Mezarlığın doğu bölümünde gerçekleştirilen kazı çalışmalarında Batı Anadolu’da benzeri olmayan bir mezarlık ile karşılaşılmıştır. Bir tepenin yamacında yer alan mezarlık, M.Ö. 8. yüzyıldan başlayıp, M.Ö. 1. yüzyıla kadar sürekli kullanım görmüştür. Bu nedenle çok farklı tipte mezarlar yoğun ve birbirlerinin üstünde yer almış bu nedenle oldukça ilginç bir görüntüye sahip olmuştur. Farklı mezar tipleri arasında pişmiş toprak lahit mezar, taş lahit mezar, çatı kiremiti mezar, pithos mezar, kremasyon (yakarak gömü) gibi mezarlar yer almaktadır. 


     Mezarlık alanında ele geçen M.S. 2 yüzyıla ait bir mezar ile, Bizans döneminde ikinci kez kullanıldığı anlaşılan bir diğer mezar, bu alanın seyrek de olsa Roma ve Bizans dönemlerinde de mezarlık olarak kullanıldığının göstergesi olmuştur. Kazı sırasında ele geçen mezarlar yerlerinden kaldırılmayıp, kazıların ilerlemesinin ardından üstü bir çatı örtüsüyle kapatılarak yerinde teşhiri planlanmaktadır. Bu özelliği ile de Antandros kazısı bir ilk olma yolundadır.